Merhaba..
Uzun süredir yazmadım.
Bugün günlerden onun doğum günü.
İnsan herşeye alışıyorda su yarım kalmışlık hissine bir türlü alışamıyor..
Küçük,küçücük bir ayrıntıda boğulur mu insan?
Boğuluyor.
İçimden beddua etmek gelmiyor.
Mutsuz olsun bensiz kahrolsun demek gelmiyor.
Ama ama benimle olduğu kadar mutlu olmasın.
Bana seslendiği şekilde ona seslenmesin..
Bana yaptığı yemekleri ona yapmasın.
Bana anlattığı o iğrenç esprileri ona anlatmasın.
Sabahın köründe arayıp meraba uyandırma servisi meraba diye onu uyandırmasın.
Ambulans sevgilim demesin.
' Şuan tam da şuan hissettiğim huzuru hayatımda hiç hissetmedim' cümlesini bir bana demiş olsun.
Gözlerine baktığımda içime ılık ılık biseyler akıyor cümlesini ona söylemesin.
Sesini duyduğumda içime,bütün sorunları aşacak fil gücü geliyor diye bir tek bana söylemiş olsun.
Saçlarımın omzuma kayışını izlemeyi çok sevdiğini söylerdi.
Benim saçlarıma baktığı gibi bakmasın onun saçlarına..
Benim parmaklarımı öptüğü gibi öpmesin onun parmaklarını..
Bana bağırdığı gibi bağırmasın ona..
Beni kıskandığı gibi kıskanmasın onu
Onun sesi,uykusunu getirmesin..
Ve daha bir çok şey...
İyi ki doğdun
Bir zamanlar sana benim iyi adamım derdim.
Şimdi diyemiyorum.
Bunları hiç okumayacaksın.
Hiç doğum gününü bir daha kutlayamicam.
Kimse doğum gününü kutlamasın demiyorum
Ama
Kimsenin kutladığı, benim ki kadar seni tamamlamasın...
Hiç bir zaman tam olma..
Beni bıraktığın gibi.
Yarım yamalak.
Hatta bazen anlayama...
İçinde dolmayan o boşluk hissini.
Belki bunların hepsini kullandın bile kim bilir..
Sanırım bir tek ''maviyesilim" diyememişsindir.
Ve son olarak:
Benimle ağladığın gibi onunla ağlayamayasın..